Sosyal Medyada En Etkili İçerik; Video

Source : Marketing Sherpa
Viral Video – Rapçi Bebekler
Yukarıda izlediğiniz reklam Fransızların ünlü su markası Evian’a ait. Bir önceki reklamları da su balesi yapan bebeklerdi
Bu reklamların ilgimi çekmesi, yeni baba olmam ve kızım değil tabi ki! (Aslında itiraf ediyorum; kızımdan dolayı içinde bebek olan herşey müthiş ilgimi çekiyor) İlgimi çeken tarafı, izlediğiniz bu videonun yaklaşık 10 günlük bir sürede 16.372.694 kez izlenmiş olmasıydı! Evet yanlış duymadınız, yaklaşık 17 milyon
Üstelik hakkında 2.474 blog postu ve 13.648 yorum yapılmış. Tabi ki bunlar benim bu yazıyı yazdığım andaki son durum. Devamını buradan takip edebilirsiniz.. Acaba benim gibi birçok insanında içinde bebek olan herşey ilgisini mi çekiyor ne?
Bu viral videoyu (ya da reklamı) görünce, yine güzel ülkemin, güzide markaları aklıma geldi
Neden bizim markalarımız bu tarz projeler gerçekleştirmeye, en azından denemeye cesaret etmezler? Ya da çuvaldızı kendimize batırayım, neden biz “interaktif ajanslar” markaları viral videolar yapmaya daha fazla ikna etmeye çalışmayız. (Bu arada bu çalışmayı Euro RSCG – Paris yapmış) Birkaç göreceli başarılı girişimin dışında bir çalışma olduğunu ben daha göremedim. Acaba yeni olan herşeyden korktuğumuz gibiviral video işinden de korkuyormuyuz ne?
Unutmadan, birde micro siteleri var.
Kurumsal Blog
PazarlamaDunyasi.com “Ayın Reçetesi” için geçtiğimiz aylarda hazırladığım Kurumsal Blog konusundaki birçok şirketin aklındaki sorulara yanıt olacağını düşündüğüm çalışmayı blog takipçilerimle de paylaşmak istedim. Türkiye’de birçok kurumun neden hala kurumsal bloglarını oluşturmadıklarını, müşterileri ve hedef kitleleriyle daha şeffaf ve aracısız iletişim kurabilecekleri bu fırsatı neden teptiklerini anlayabilmiş değilim. Empati kurmaya çalışarak markalar tarafından düşünmeye çalıştığımda aklımdan şunlar geçiyor; “Daha interneti tam anlamadık birde Kurumsal Blog’la mı uğraşacağız! Zaten birde son zamanlarda sosyal medya diye birşey çıktı, oralarda yer almak gerekiyormuş. Hele birileri birşeyler yapsın, başına birşey gelmezse bizde bakarız bir yoluna…”
Tabi ki böyle hiçbir marka böyle düşünmüyordur. Eğer böyle düşünende varsa sakın ha ne blog kursun, ne sosyal mecralara bulaşsın! Neden diyecek olursanız Yılmaz Erdoğan’ın ilk sinema filmi Vizontele’deki Belediye Başkanı Nazmi’nin unutamadığım repliğini hatırlatmak isterim. “….Burayı seversen, burası dünyanın en güzel yeridir. Eğer burayı sevmezsen burası dünyanın en güzel yeri değildir”
Yani bir amacın olmadan, anlamadan, neyi, nasıl, neden yapacağına karar vermeden, en önemlisi inanmadan bu işlere girmek, markanıza yarardan çok zarar getirecektir. Yoka kurumsal blogunuzda, sosyal mecralarda üzerinize gülyabani gibi gelmeye başlayabilir
Şaka bir yana, müşterilerimiz ve hedef kitlemiz yeni olan herşeye bizden çok daha hızlı alışıyor. Onlar çoktan bloglarla haşır neşir oldu, sosyal mecrayı takip ediyor, paylaşımlarda bulunuyorlar. Fazla geç kalmamakta fayda var!
Kurumsal Blog nedir? Kurumsal Blog kavramının günümüzdeki yeri ve önemi nedir?
Geride bıraktığımız son birkaç yıl içinde, iletişime kazandırdığı yeni boyutlarla öne çıkan ve iş dünyasının en çok tartışılan konulardan biri olan bloglar, yeni iletişim yöntemlerinin belki de en önemlisi olarak karşımıza çıkıyor.
Blog kavramı, şirketlerin hedef kitleleriyle iletişim kurmak için benimsemiş olduğu yöntemleri farklı bir boyuta taşıyan yeni bir iletişim aracı. Bireysel kullanıcılar arasında ortaya çıkan ve hızla yayılan bloglar, iş dünyasının da zaman kaybetmeden dikkatini çekti ve yaygınlaşarak bugünkü konumuna ulaştı. İş dünyası, yeni bir kurumsal iletişim çağına girerken, kurumsal bloglar da şirketlerin müşterileriyle, çalışanlarıyla, medyayla ve diğer kritik taraflarla iletişim kurmasında önem kazanmaya başladı.
Bloglarda, şirketlerin kendisi, ürünleri ve hizmetleri hakkında yapılan ulusal ya da uluslararası konuşmalar giderek artış gösteriyor. Dolayısıyla şirketler, yalnızca kendileri ya da rakipleri hakkındaki konuşmaları takip etmek için bile olsa, bloglardan faydalanmaya başlamaları büyük önem kazanıyor.
Kurumsal Blogun hazırlık sürecinde yapılması gerekenler nelerdir?
İşletmeler, kurumsal blog oluşturma kararı almadan önce, güncel bir yönetim ile bloğu hayatta tutup tutamayacaklarına; yeterli zamanı ayırıp ayıramayacaklarına karar vermeleri gerekiyor. Geleceği düşünülmeden başlatılan kurumsal bloglar, şirketleri sanal ortamda arzu edilen şekilde temsil edemediğinden, faydadan çok zarar getiriyor.
Kurumsal blogun etkili olabilmesi için, öncelikle blog için uygun bir isim seçilmeli. Daha sonra bloğun etkinliğinde önemli rol oynayacak olan blog yazarları seçimine dikkat edilmeli. Kurumsal bloglarda yazacak bloggerlar, şirketin ürün ya da hizmetlerini çok iyi tanımalı, deneyimlerini ürün ya da hizmetle ilişkilendirebilmeli, şirketin iletişim faaliyetlerini ve stratejilerini iyi bilmeli ve gizli kalması gereken bilgileri açığa vurmadan, şirketin kendisiyle ilgili öne çıkarmayı planladığı özellikler üzerine gidebilmeli. Ayrıca işletme kültürünün, şeffaf iletişime uygunluğu, blogging kararı aşamasında mutlaka değerlendirilmeli.
Kurumsal blogların etkin iletişim araçları olarak işlev gösterebilmeleri için yeterli zaman ayrılmalı, ilgi çekici konulara yer verilmeli, düzenli gönderilerle içerik taze tutulmalı ve yorum yazmaya olanak sağlayarak sohbet ortamı oluşturulmalı.
Kurumsal Blogda kimler yazmalıdır? Üst yönetimin Kurumsal Blogda yazmasının önemi nedir?
Bu soruya tersten yanıt verecek olursam, öncelikle iletişim becerisi olmayan kişiler kurumsal bloglarda yazmamalı. İşlerinden, yöneticilerinden, ürün veya hizmetlerinden hoşnut olmayanlar, tozpembe tahminler yapmaktan kendilerini alamayan yöneticiler, her gün aynı şeyi yaptıklarını düşünen, işlerini renksiz ya da sıkıcı bulan çalışanlar da kurumsal blog yazarlığına soyunmamalı.
Blogging konusunda en büyük görüş ayrılığı ise üst yönetimin blog yazması konusunda yaşanıyor. Bazıları, programları son derece yoğun olan üst yönetimin blogging için zaman ayıramayacağını, bu nedenle blog yazmaması gerektiğini düşünürken, bazıları da şirketin en yetkili ağzından yapılacak açıklamaların yerini hiçbir şeyin tutamayacağını iddia ediyor. Şu bir gerçek ki blogging yapan, yani bunun için zaman ayıran üst düzey yöneticilerin sayıları her geçen gün artıyor. Yöneticiler bu yeni deneyimden büyük keyif almaya başlıyor. Yine de doğru kararın verilmesinde, zaman faktöründen çok, üst yönetimin iletişim becerileri büyük önem taşıyor.
Kurumsal Blogun şeffaflık sınırı ne olmalıdır? Kurumun gizli bilgilerinin blogda yer almaması için ne gibi önlemler alınmalıdır?
Blogging, kirli çamaşırlar konusunda açık sözlü olmayı başaramayan şirketlere göre pek de uygun bir iletişim aracı değil. Tabi ki her şirketin kendine göre sorunları var, ancak şirketler bunları belli bir açıklık içinde tartışmaya yanaşmıyorlarsa, blogların kendilerine kazandırabileceği gücü önemli bir oranda kaybediyorlar.
İnsanlar ise kendileriyle konuşan şirketlerin açlığı içindeler ve “Burada herşey mükemmel” diyen şirketlere karşı güvensizlik duyuyorlar. Bu noktada blogların ne kadar şeffaf olması gerektiği endişesi ortaya çıkıyor. İnternetin bilgiyi yayma hızı ve bloglarda ortaya konan bir gizli bilginin milyonlarca kişiye ulaşabileceği düşünüldüğünde, bu haklı bir endişe. Bu noktada kurumsal blogların temel özelliklerinin belki de en önemlisi olan şeffalık için bir sınır çizmek yerine, kurumların blog yazmaya başlamadan önce blogları için iyi tanımlanmış, önceden saptanmış blog amaçları ve yazılı bir bloglama politikası oluşturması gerekiyor. Şirketler, finans, hukuk vb. alanlarda bilgiyi gizli tutma hakkını bloglarda da saklı tutuyor.
Ancak, konu çalışanlara geldiğinde, kontrol daha da güçleşiyor. Blogging uygulamalarında önde gelen şirketler, bloglarda dikkat edilmesi gereken konularda bloglama politikalarının uygulanmasını sağlayarak ve çalışanları için filtreleme programları geliştirerek ve bu sorunu çözebiliyor.
Kurumsal Blogun kuruma sağladığı faydalar nelerdir?
Kurumsal blog sayesinde şirketler; çalışanlarını, paydaşlarını ve hedef kitlesini oluşturan gruplar için şeffaf bir yapı oluştururken, sadece tanıtım amaçlı kurdukları soğuk ve interaktif olmayan web siteleri yerine, farklı ve alternatif bir iletişim aracı kullanabiliyor.
Arama motorlarında da sürekli takip edildiklerinden ve güncellendiklerinden üst sıralarda yer alan kurumsal bloglar, şirketlere ölçülebilir sonuçlar da sunuyor. Düşük maliyetli olmaları, her büyüklükte şirket için avantaj oluştururken, özellikle iletişim bütçeleri sınırlı olan şirketlerin de seslerini duyurabilmeleri için iyi bir fırsat yaratıyor.
Kurumsal blogun şirketlere sağlayacağı başlıca faydaları aşağıdaki başlıklarda toparlayabiliriz;
- Şirket hakkında olumlu söylentilerin oluşturulması
- Niş pazarlardaki işletmelere seslerini duyurabilme imkanı tanıması
- Düşük maliyetli olması
- Güncel bilginin paylaşılması
- Fikirlerin ortaya koyulması için platform oluşturması
- Hedef kitleden feedback alınması
- Hedef kitlenin ihtiyaç ve beklentilerinin anlaşılması
- Hedef kitleyle olan ilişkilerde güven oluşumu sağlaması
- Müşteri sadakatinin sağlanması
- Görünürlüğün artırılması
- Yeni fikirlerin ve ürünlerin test edilmesi
- Krizlere zamanında tepki verilmesi
- Karşılıklı görüşmeye olanak tanıması
- İç iletişimin güçlendirilmesi
Google Adwords Nedir?
Uzun süredir yazamadığımın farkındayım
Google Adwords konusunda gerek çevremden, gerek potansiyel müşterilerden gelen sorulardan anladığım kadarıyla bu konu bizim sektörün dışında çok net anlaşılmış değil. Bazen bu konuyu anlatmaya çalışırken kendimi uzaylı gibi hissediyorum
Yine potansiyel bir müşteri; “Google Adwords nedir? Halk dilinde yazılı olarak anlatabilir misiniz?” diye bir istekte bulunanca, farkında olmadan aşağıdaki gibi kısa bir FAQ oluşturduğumu farkettim. (Ne kadar halk dilinde olduğu tartışılır!)
Eee hazır böyle bir içerik çıkınca da uzun süredir el değmemiş bloguma bir güzellik yapayım istedim. Bu konuyu merak edenlere bir katkımız olursa ne ala
Google Adwords Reklamları Nedir?
En basit anlatımıyla Google’ın en çok bilinen arama reklamlarını tanımlayacak olursak, internet kullanıcıları, anahtar kelimelerinizden birini kullanarak Google’da arama yaptığında, doğal arama sonuçlarında yer almasanız dahi reklamınız arama sonuçlarının yanında görünebilir. (Sitenizin altyapısının arama motoru optimizasyonuna uygun olmasa dahi…) Dolayısıyla ürün&hizmetinizle ilgilenen hedef kitleye ilintili reklam yapma fırsatı yakalayabilirsiniz.
Kullanıcıların satın alma işlemi yapmak veya sizin hakkınızda daha fazla bilgi edinmek için reklamınızı tıklaması yeterlidir. Reklamlarınız görüntülendiğinde değil, yalnızca reklamlarınız tıklanırsa ödeme yaparsınız. Böylece yatırım geri dönüşü yüksek reklam kampanyaları oluşturabilirsiniz.
Google Adwords’te Reklam Maliyet Kalemleri Nelerdir?
Google Adwords reklamlarının maliyeti, (eğer bu konuda bir tecrübeniz yok ve kampanyayı kendiniz yönetmeyecekseniz) Google’a ödenecek reklam yayın maliyeti ve ajansınıza ödenecek kampanya yönetim hizmet bedelinden (planlama, optimizasyon, raporlama, operasyonel sürecin yönetilmesi) ibarettir. Aylık olarak belirleyeceğiniz bir bütçe kapsamında reklam kampanyanız ajansınız tarafından en efektif biçimde yönetilerek sonuçları size raporlanacaktır.
Performans Ölçümlenmesi Yapılabiliyor mu?
Google Adwords, tüm gösterim, tıklama, tıklanma oranı ve hatta ek bir kurulumla site içerisindeki başarılı dönüşümleri (satın alma, üye olma vb.) takip etme fırsatını verir. Google Adwords birçok farklı kriterde rapor oluşturma fırsatı da sunmaktadır. Kısacası Google Adwords’le reklamınız için harcadığınız her kuruşun nereye harcandığını takip edebilirsiniz.
Google Adwords’le Sadece Google’da Arama Yapanlara mı Reklam Verilebiliyor?
Google Adwords‘ü sadece Google arama sonuçlarının yanında reklam verilebilen bir araç olarak değil, Google içerik ağında bulunan sitelerde, metin bazlı reklamlardan, görsel reklamlara (banner, video, interaktif banner) ve çok yakında cep telefonlarına kadar ölçülebilen ve performans bazlı reklam verilebilen bir reklam platformu olarak düşünebilirsiniz.
Detaylı bilgi için VodacoSearch.com sitemizi ziyaret edebilirsiniz.



