Bir ürün ancak bu kadar detaylı incelenir!
Bir ürün ancak bu kadar detaylı incelenebilir. Dell, bence bu işi çok iyi yapmış. Java teknolojisini kullanarak ürünleri hakkında görsel olarak her türlü bilgiyi vermiş. Ürünü elinize alıp incelemiş kadar oluyorsunuz. Sanırım Türkiye’de örnek alacak birçok şirket vardır .
Müslüman Virüs!
Yusufali virüsü internette pornoyla savaşıyor. Müslüman bir bilgiyasarcının geliştirdiği virüs bilgisayara zarar vermiyor. Ama kullanıcı erotik bir siteye girince bakın ne diyor?
Bir Türk hacker tarafından internette yayılan Zotob virüsünün ardından şimdi de Yusufali virüsü sanal alemde hızla yayılıyor. Ancak bir Müslüman Hacker’in geliştirdiği bu virüs, hemcinslerinin aksine bilgisayarlara zarar vermiyor, sadece erotik sitelerde gezmeyi seven kullanıcıları ayetlerle çileden çıkarıyor. Müslüman bir bilgisayar korsanı tarafından yazıldığı zannedilen virüs, porno severleri nasıl dize getirip, dine çağırıyor.
Virüslü bilgisayar kulananan bir kişi internette erotik içerikli sitelere girmeye kalktığında, Yusufali buna izin vermeyip ekrana Kur’andan ayetler getiriyor.
“Seks, erotik, porno” gibi kelimeleri tanıyan Yusufali bu kelimeleri içeren siteyi tespit ettiği anda, “Allah sizin her hareketinizi görür” cümlelerini içeren ayetleri ekranı kaplayacak şekilde görüntülüyor. Dünyanın önde gelen internet güvenlik şirketlerinden Sophos’tan Graham Cululey, “ilk defa bu tip bir ’ahlak zabıtası’ virüs ile karşılaşıyoruz. Virüsü yazan kişinin amacının bunu yasak pornoya karşı sanal cihat ilan etmek olduğunu söyleyebiliriz” dedi.
İlginç değil mi? Yarın öbürgün iş dünyasında da rakiplerinin sitesine girenler için reklam amaçlı virüs geliştirenler olur mu acaba? Çok mu abarttım yoksa!!!
İstanbul trafiğini hiç bu kadar rezil gördünüz mü?
İstanbul’da yaşayanlar trafik derdini iyi bilirler. Ancak son zamanlarda, özellikle okullar açıldıktan sonra ( Bu çok tuhaf gelir bana. Okullar açılınca sanki trafik 10 katı bir yük alıyormuş gibi) trafikte aşırı yoğunluk olmaya başladı. Sabah ve akşam farketmiyor. Knedimi örnek verecek olursam, sabah 7:45′de Bahçelievler E5 ten trafiğe katılıyorum. Şişli’ye gelmem 1,5 saati buluyor. Akşamları 20:00 - 20:30 gibi bilerek geç çıkıyorum. Trafiğe yakalanmamak umuduyla, ama maalesef aynı mesafeyi yine kaplumbağa hızıyla 1,5 - 2 saatte gidebiliyorum. Düşünsenize istanbul içerisinde hergün benim en az 3 saatim, genelinde en az 2 saati trafikte geçiyor. Ortalama günde 2 saati trafikte geçirdiğimizi ve Cumartesi-Pazar çalışmadığımızı düşünürsek 1 senede toplam 20 gün trafikte geçirmiş oluyoruz. Dolu dolu 20 gün. 1 senede bu kadar gün tatil yapabiliyor muyuz? Kendimize bu kadar 20 gün vakit ayırabiliyor muyuz?
İstanbul Belediye’sinin bu durumda çok büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. İstanbul’u güzelliştiriyorum adına bütün yaz uyuyup, kışın yolları kapatıp, yol inşaatları yapmaları İstanbul’u mahvediyor. Köprülerde, yollarda, billboardlarda hep İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin reklamlarını görüyorum. “İstanbul’u hiç bu kadar yeşil gördünüz mü? diye. Bende onlara sormak istiyorum; İstanbul trafiğini hiç bu kadar rezil gördünüz mü? Bu durumun ekonomiye verdiği zararı düşündüğümde daha da kızıyorum belediyeye. İnsanlar sabahları trafikte çektikleri stres ve yorgunlukla işe geliyorlar. Birde akşam dönüşü düşünerek, ne işe motive olabiliyorlar, ne de verimli çalışabiliyorlar. Dolayısıyla aynı araçların trafikte boşa benzin yakmasının ekonomiye verdiği zarar gibi, iş dünyasınında verimliliğinin ve dolayısıyla üretiminin düşmesine sebep oluyor. İnsanların ruh sağlığının bozulmasını ise hiç hesaba katmıyorum.
Belki de artık yurt dışında olduğu gibi “Home Office” kavramına özellikle İstanbul’un ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Ama Türk insanını düşündüğümde bu işin çok suistimal edileceğini düşünerek, daha erken olduğunu düşünüyorum.
Halı Reklamlarının Düzeysizliği
Son zamanlarda reklam eleştirileri yapılan bir çok blogda halı reklamları ile ilgili haklı eleştiriler görüyorum. Eleştirinin özü, bu kadar seviyesiz reklam mı olur? Yapılanlar doğru mu? Bence bu reklamlardaki amaç, reklamın doğru ve yanlış yapılması değil bence. Seçtikleri strateji, reklamlarında oynayan ünlülerin hedef kitlelerinden faydalanmak. Yani bu firmalar hedef kitlelerini seçmişler, onlara uygun sanatçı, reklam yıldızı veya herneyse onlarla doğru bildikleri yolda ilerliyorlar. Bu reklamlar bana da çok komik geliyor. Gülüp geçiyorum. Ama bu reklamlarda oynayan insanların (Özellikle İbrahim Tatlıses) halkın, özellikle varoş olarak tabir edilen kesimin üzerindeki etkisini unutmayalım. Dolayısıyla yapılanlar yanlış. Ancak firmaların hedef kitlelerine ulaşmak için seçtikleri yolda başarılı oldukları kesin. Ama seçtikleri hedef kitle doğru mu?, o tartışılabilir. Kimler var bu reklamlarda oynayan? Mesela Merinos; İbrahim Tatlıses, Padişah Halı; İzzet Yıldızhan (Padişah Halı’nın, Merinos’un alt markası olduğu söylentileri duyuyorum. Doğruysa, İbrahim Tatlıses ve İzzet Yıldızhan seçimine şaşırmamak lazım), Saray Halı; Mehmet Ali Erbil. Yani markalara ve reklamlarında oynayanlara bakarsak, ortaya çıkan iş fazla bile. Ne yani, Merinos’da Tarkan, Padişah’ta Cem Yılmaz mı oynayacaktı? Hadi canım…
Akıllı Web Stratejileri
Çok değil, bundan 10 yıl önce, web, pek çok yönetici için, şirketle ilgili bilgi veren bir internet sitesinden ibaretti. Zaman içerisinde web’in gerçek değeri anlaşıldı. İnterneti işe, kâra ve büyümeye katkı sağlayacak şekilde kullanan şirket örnekleri arttı. Şimdilerde yöneticiler, teknolojinin sağladığı verimlilik ve tasarrufla gelecek planları yapıyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iyi uygulamaların sayısı artıyor. Capital Dergisi Eylül sayısında akıllı web stratejilerini uygulayan Türkiye’nin önde gelen 15 şirketini araştırarak yazı konusu yapmış. Ben Capital’in bu araştırmayı yapmayı planlarken en az 30-40 şirkete ulaşmaya çalıştığını tahmin ediyorum. Ama maalesef bu konuları önemseyen şirket sayısı o kadar az ki; ancak 15′ine ulaşabilmişler. Dileğim artık web stratejilerine, tüm şirketlerimizin gereken önemi inanarak vermesi ve bu örneklerin gün geçtikçe çoğalması.

